<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müzikleterapi &#8211; Psikotopia</title>
	<atom:link href="https://psikotopia.com/tag/muzikleterapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psikotopia.com</link>
	<description>Bi Dünya Psikoloji</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2021 20:17:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6.14</generator>
	<item>
		<title>MÜZİKLE TERAPİ</title>
		<link>https://psikotopia.com/2020/03/03/muzik-terapi/</link>
					<comments>https://psikotopia.com/2020/03/03/muzik-terapi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[psikotopia]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2020 19:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Popüler Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalgı]]></category>
		<category><![CDATA[eskiroma]]></category>
		<category><![CDATA[farabi]]></category>
		<category><![CDATA[ibnisina]]></category>
		<category><![CDATA[keman]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzikleterapi]]></category>
		<category><![CDATA[müzikterapi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlışifahaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikdanışmalıkverehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikdanışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[ritim]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[sheakspeare]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psikotopia.com/?p=722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Yunanlarda “Perilerin Dili” anlamında kullanılan müzik, bugün çağdaş toplumların modern kliniklerinde hastaların iyileştirilmesi için destek tedavisi olarak kullanılmaktadır. Müzikle terapi, hastaların iyileştirilmesinde kullanılan en .... </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com/2020/03/03/muzik-terapi/">MÜZİKLE TERAPİ</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com">Psikotopia</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ul><li>Eski Yunanlarda “Perilerin Dili” anlamında kullanılan
müzik, bugün çağdaş toplumların modern kliniklerinde hastaların iyileştirilmesi
için destek tedavisi olarak kullanılmaktadır. </li></ul>



<ul><li>Müzikle terapi, hastaların iyileştirilmesinde kullanılan
en eski yöntemlerden biridir. Pek çok medeniyet müziğin önemi üzerinde durmuş
ve tedavide etkili olabileceğine inanmış ve uygulamıştır. Bu noktada özellikle
müziğin ahenk ve ritim ile ruhun derinliklerine etki ederek, ruhu besleyici bir
özelliğinin olması etkin olmuştur.</li></ul>



<ul><li>Müzik terapi, sanat ve bilimi bağdaştırarak, müzik ve ses
aracılığıyla terapik bir amaç içerisinde, psikolojik güçlükler ve çeşitli
somatik (bedensel), psikosomatik (ruhsal ve bedensel) sorunlarla olduğu kadar,
nörotik ve psikotik hastalıklarla, duyumsal bir yaklaşımla ilgilenir. </li></ul>



<ul><li>Aslında müzik terapi ve uygulamaları, yeni bir buluş değildir. Tarih şeridi içinde Pythagoras, Platon, Farabi, İbn-i Sînâ, Şu’ûrî Hasan Efendi, Gevrekzâde Hafız Hasan Bin Ahmet ve daha pek çok bilgin ve hekim, müziğin insan psikolojisine etkileriyle ilgili araştırmalar yapmış ve yazılı eserler bırakmışlardır. &nbsp;&nbsp;</li></ul>



<ul><li>Müzikle terapi antik medeniyetlerde, Selçuklu ve Osmanlı
şifahanelerinde tedavinin bir parçası olmuştur. </li></ul>



<ul><li>Müzik, hemen hemen her türlü psikolojik rahatsızlığa iyi
gelmekte, ruhu besleyerek insanların kendilerini iyi hissetmesine yardımcı
olmaktadır. </li></ul>



<ul><li>Ancak bazı semptomların, müzik terapisi ile giderilmeye çalışması pek mümkün görünmemektedir. Örneğin, beyin hasarları gibi…</li></ul>



<ul><li>Müziğin öğeleri ritim, melodi, armoni ve sözdür. Bu
öğeler, bestecinin duygu, düşünce, esinlenme ve tasarımları sonucu ortaya çıkan
yaratının oluşmasını sağlarlar. </li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="531" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/african-1572535_640.jpg" alt="" class="wp-image-732" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/african-1572535_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/african-1572535_640-300x249.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>Tarih boyunca, müzikte kullanılan en uygun ritim, insanın
kalp atışlarının sayısına eşit olan, dakikada yetmiş ile seksen arasında
değişen zaman birimidir.</li></ul>



<ul><li>Ritim, müziğin dinamik ve belirgin elemanıdır. Kişide
hareketlilik, hareketsizlik ve uyku gibi değişik sonuçlar da oluşturabilir.
Örneğin, devamlı tekrarlanan ritim, psikolojik olarak üzüntü ve sıkıntı
yaratabilir. Tekrarlanan seslerdeki yavaşlama öğesi de insanlarda bilinç
kaybına neden olabilmektedir. Enerjik olarak tekrar edilen ritimler ise, insana
güç ve umut duygusu vermektedir. </li></ul>



<ul><li>Terapide kullanılacak olan müziğin sözlü ya da sözsüz
olması, dinleyen kişi üzerinde farklı etkiler oluşturur. Sözlü müzikler
insanları daha fazla etkilemektedir. Müziğin sözleri dinleyende, geçmişte
yaşanan üzücü veya tatlı anıları hatırlatabilir. Ya da yaşanmakta olan ve
yaşanacak olayları hatırlatabilir. </li></ul>



<ul><li>Hastanın depresif durumlarında sözlü müzik dinlemesi ve
eşlik etmesi, onun yalnız olmadığı hissini yaratabilir.</li></ul>



<ul><li>Her müziksel uyarıcı her yerde, her zaman, her birey için
hep aynı derecede uyarıcı olmayabilir. Bir müziksel uyarıcının uyarıcılık
derecesi ortama, zamana ve bireye göre değişkenlik gösterir. Örneğin, “ninni”
türündeki müzik parçalarının tüm dünyada, küçük çocukların yaşamlarındaki
devingenliği azaltarak durağanlaştırdığı ve giderek çocuğun uyumasını sağlamak
için kullanıldığı bilinmektedir. </li></ul>



<ul><li>Eski Mısır’da (M.Ö. 15.yy.) hastaları bu yöntemle tedavi
etmeye çalışan büyücüler, tapınak rahipleri ve hekimler gibi üç tip sınıfın
bulunduğu anlaşılmaktadır. Örneğin, kutsal kitabın “Eski Ahit” bölümünde
Davud’un arp, Yunan Thimateus’un lir, Türk bilgini Fârâbi’nin (M.S. 870-950) ud
ve kanun çalmış olduğu bilinmektedir. </li></ul>



<ul><li>Büyük Çin filozofu Konfüçyüs, müzik ile ilgili şu ifadeleri
kullanmıştır : “…Müzik yapıldığı zaman kişiler arası ilişkiler düzelir, gözler
parlak, kulaklar keskin olur. Kanın hareketi ve dolanımı rahatlar. Müzik
tonların bir verimidir. Kökeni, dış etkenlerin beyne olan etkisidir. Neşeli
sesler ince ve yavaştır, ruha rahatlık verir. Sevinç dolu sesler, yüksek ve
sonra dağılıcıdır. Öfkeli sesler, korkunç ve kabadır. Saygı taşıyan sesler,
doğru ve gösterişsizdir. Sevgi gösteren sesler, yumuşak ve ahenklidir. Ancak
sesin bu özellikleri doğal değildir, dış etkenlerin aracılığıyla oluşan
etkilerdir. Müzik, ahenkle süslenir, iyi ruhlara yönelir…”</li></ul>



<ul><li>Yunan Mitolojisinde geçen bir olay şöyledir: “ Bir
yılanın karısını sokarak öldürmesi üzerine Orphee, onu aramak için cehenneme
gittiğinde öylesine güzel bir şekilde lir çalmıştı ki, yılan saçlı ve kanatlı
ölüm perileri Erinyeler ile cehennemin bekçisi üç başlı ve yılan kuyruklu
canavar köpek Kerbelos dahi bu eşsiz müzik karşısında hareketsiz kalmıştı.”</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/platon3-216x300.jpg" alt="" class="wp-image-726" width="299" height="416" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/platon3-216x300.jpg 216w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/platon3-768x1068.jpg 768w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/platon3-737x1024.jpg 737w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/platon3.jpg 800w" sizes="(max-width: 299px) 100vw, 299px" /><figcaption>Platon</figcaption></figure></div>



<ul><li>Platon (Eflatun M.Ö. 400) ahenk ve ritim ile ruhun
derinliklerine etki eden müziğin, kişiye hoşgörü ve rahatlık hissi verdiğinden
söz eder. Buradan hareketle, Platon müziği tedavi edici özelliği olan bir çare
olarak kabul etmekle birlikte, müzik olmaksızın hastaya uygulanan reçetelerin
de faydasız olacağı görüşünü savunmuştur. Aynı konu hakkında Alvin’de şu
bilgileri vermiştir: “Platon’un öğrencisi ve Büyük İskender’in hocası
Aristoteles (M.Ö.384-322) de müziğin insan ruhu üzerindeki etkilerini
araştırmış ve bu konudaki görüşlerini yazılarında belirtmiştir. Aristoteles
müziğin tıpta önemli bir fonksiyonu olacağını savunmuştur. Duygularını kontrol
edemeyen insanlar hakkında ise şunları söylemiştir: “Onlar ruhu coşturan
melodileri dinledikten sonra kendi normal hallerine dönerler; sanki tıbbi bir
tedavi görmüş gibi olurlar.”</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="428" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bustos-756620_640.jpg" alt="" class="wp-image-724" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bustos-756620_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bustos-756620_640-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption>Aristoteles</figcaption></figure></div>



<ul><li>Bir hekim ve matematikçi olan Phthagoras’ın (M.Ö.
585-500) ruhsal bozukluğu olan hastalarına müzik dinlettiği ve buna “müzikal
tıp” adını verdiği görülür. </li></ul>



<ul><li>Sigerist, müzik dinleme sürecinin “vücudu ruh yoluyla
etkileyen bir tür psikoterapi” olduğunu söyler.</li></ul>



<ul><li>Eski Roma’da Celsus ve Aretteus, müziğin ruhu
yatıştırdığını ve ruh hastalarını iyileştirdiğini söylemiştir. Hatta M.Ö.
250-184 yılları arasında yaşamış olan Roma’lı şair Titus Maccius Platus,
“Charmides” adlı şarkısının yaralara iyi geldiği görüşünü savunmuştur.</li></ul>



<ul><li>Paganizmin hastalık ve sağlıkla ilgili ilahlarının yerini
Hristiyanlıkta hastalıklar için kendilerinden yardım istenen bir azizler ordusu
almıştır. Örneğin veba için St. Sebastian, cüzzam için St. Lazarus, sara için
St. Virus ve boğaz hastalıkları için de St. Blaisey gibi isimlerden çoğu burada
sayılabilir.</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="426" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/tuba-388989_640-1.jpg" alt="" class="wp-image-728" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/tuba-388989_640-1.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/tuba-388989_640-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>Roma imparatorluğunun yıkılışından sonra Batı Avrupa’da
bu türden uygulamalar hemen hemen kaybolmuştur.</li></ul>



<ul><li>İngiliz filozof ve devlet adamı Francis Bacon
(1561-1626), ölümünden sonra sekreteri tarafından yayımlanan “Sylva Sylvarum”
adlı yapıtında, her gün müzik dinlemekle ruhunun canlandığını ve beslendiğini
belirterek, “müzik, ruhun gıdasıdır” demektedir.</li></ul>



<ul><li>Müziğin, insan ruhu üzerindeki etkisini en güzel belirten
büyük İngiliz şairi Shakespeare’dir. Shakespeare, 1595’de yazdığı II. Richard
(King Richard the Second) adlı trajedisinde, Kral Richard’ın ağzından,
“Delileri iyi etmesine rağmen, beni çılgına çeviren, delirten bu müziği
susturun!” diyerek müziğin ruh hastalıkları üzerindeki etkisine değinmiştir. </li></ul>



<ul><li>Rönesans’tan sonra pek çok sayıda tıp adamı, müziğin
hastalar üzerindeki etkileri ve tıbbi tedavide uygulanması konusunda inceleme
ve gözlemlerde bulunmuşlardır. Bunlardan biri de Richard Brocklesby’dir. İfadeleri
şöyledir: “Hasta, savaşta iki oğlunu kaybeden bir İskoç beyefendisiydi. Bu
durum onu derin bir melankoliye düşürmüştü. Bu nedenle zaruri gıdasını almayı
ve insanlarla konuşmayı reddeder hale gelmişti. Onun eskiden arp çalmaktan ne
denli haz aldığı biliniyordu. Bunun için en yetenekli arp ustalarından biri
tutuldu. Ancak hastaya bu yolla yaklaşmak olanaklı olabilirdi. Hastanın
akrabaları bunu denemeye razı olmakta güçlük çekmediler. Birkaç parça çalınır
çalınmaz hasta, zihninde ve bedeninde görülmedik bir rahatlık hissetti. Daha
sonra hasta, her gün dinleyici topluluğuna arp çaldı. Bu durum derece derece
hastanın sıradan ve olağan şeyler konuşmasına ve kısa süre sonra yiyecek ve
durumu için gerekli ilaçlar almasına yardımcı oldu. Nihayet hasta, eski
sağlıklı durumuna tamamen kavuştu.” </li></ul>



<ul><li>Fransa’da sembolizmin öncülerinden olan Charles
Baudelaire de (1821-1867) en sıkıntılı bir anında, tesadüfen Wagner’in
Tanhauser operasından “Akşam Yıldızı” adlı parçayı dinlemekle, intihardan
vazgeçtiğini bir mektubunda belirtmiştir. </li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="427" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/piano-3505109_640.jpg" alt="" class="wp-image-740" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/piano-3505109_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/piano-3505109_640-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>18. Yüzyılda yazarlar müziğin fizyolojik etkilerinden söz ederler. Olaya daha bilimsel yaklaşan araştırmacılar ise insan nabzı ve müzikal ritim arasında ilginç ilişkiler keşfetmişler, solunum, kan basıncı ve sindirim sistemi üzerinde müziğin etkileri konusunda gözlemlerde bulunmuşlardır. Alvin’in aktardığına göre Richard Browne “Medicine Musica” adlı kitabında düşüncelerini şöyle belirtmiştir: “Şarkı söylemek kalbin temposunu, kan dolaşımını, sindirimi, akciğerleri ve solunumu etkilemektedir. Şarkı söylerken akciğerler üzerindeki hava basıncı, nefes verirken diğer normal zamanlardakinden daha büyüktür.”</li></ul>



<ul><li>19. Yüzyıla gelindiğinde fiziki ve ruhsal bozuklukların tıbbi tedavisi konusuna duyulan büyük ilgi, doktorların tedavide büyük etkisi olan ve olumlu neticeler veren müzikle tedavi yöntemi konusuyla ilgilenmelerine yol açmıştır. Dr. Hector Chomet 1846’da “Müziğin sağlık ve yaşam üzerindeki etkisi” konulu incelemesinde, bu konuda yeterli bilgisi olan bir doktorun hastaya müzik seansı uygulayabileceğinden söz eder. Chomet bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamıştır: “Hastalığın tedavisinde rahatlama, ferahlama için müzik uygulayacaksak, hastanın yaşam tarzı, karakteri, mizacı, alışkanlıkları ve tutkuları konusunda mutlaka bilgilenmiş olmalıyız. Tüm bu özellikler konusunda aydınlanmış bir hekim, en uygun müzikleri ritimlerine dikkat ederek seçecek ve uygun çalgılara uyarlayacaktır”</li></ul>



<ul><li>20. Yüzyıla kadar tedavi metotları hakkında eğitim
almamış müzisyenler tarafından değil, hekimler tarafından kullanılıyordu. </li></ul>



<ul><li>Türklerde ilk ciddi müzikle tedavi uygulamaları, Osmanlı Devleti döneminde görülmekle birlikte, Orta Asya’da, İslam öncesi dönemde “baksı” adı verilen şaman müzisyenler tarafından çeşitli hastalıklara uygulanan tedavi çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmaları günümüzde de sürdüren baksılar, Orta Asya Türkleri arasında yaşamaktadırlar. Müziğin yardımıyla transa geçerek hastalığın tedavisinde çalışan baksılar, kopuz (dutar, dombra), davul gibi çalgılar kullanırlar. Baksı, seans boyunca müzik eşliğinde dua, taklit ve dansı ustalıkla birleştirerek hastasını iyileştirmeye çalışır. Tedavide beş sesli (pentatonik) müzik kullanırlardı. </li></ul>



<ul><li>M.S. 834-932 yılları arasında yaşamış olan Müslüman Türk
bilginlerinden Ebû Bekr Râzî, melankoliklerin, meşguliyet ile tedavi edilmeleri
hakkında yazmış olduğu bir eserinde önce melankoliyi tanımlamış ve “…
Melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir…” dedikten sonra,
meşguliyetle tedavinin nasıl uygulanacağını da anlatmıştır. Güvenç, Râzî’nin bu
konudaki görüşlerini şöyle aktarır: “…Melankolik hasta, balık tutma veya
avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse, çeşitli
oyunlar araştırmalı, huyunu, ahlakını, davranışlarını beğendiği ve sevdiği
kimse ile buluşup görüşmeli, dostluk kurmalıdır. Müzik öğrenmeli, öğretmeli
özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir. Melankolik hasta ancak bu
şekilde sıkıntılarından, dertlerinden kurtularak iyileşme olanağı sağlayabilir.</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/el-farabi-300x200.jpg" alt="" class="wp-image-725" width="234" height="155" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/el-farabi-300x200.jpg 300w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/el-farabi-768x512.jpg 768w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/el-farabi.jpg 900w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" /><figcaption>Fârâbi</figcaption></figure></div>



<ul><li>Büyük İslam bilgini olan Fârâbi (870-950), Türkistan’da
eski bir yerleşim merkezi olan Farab’da doğmuştur. Yunan felsefesini Arapça
kaleme alarak, İslam dünyasına tanıtmasının yanında, kendine özgü bir felsefe
okulunun da kurucudur. Fârâbi, “el-Müdhal fi’l Mûsikî” adlı eserinde
çalgılardan ve müzisyenlerden söz eder.</li></ul>



<ul><li>Makamların ruha olan etkileri, Fârâbi’ye göre şöyle sınıflandırılmıştır:</li></ul>



<ol><li>Rast Makamı: İnsana sefa (neş’e, huzur) verir.</li><li>Rehavi Makamı: İnsana bekâ (Sonsuzluk düşüncesi) verir.</li><li>Kûçek Makamı: İnsana hüzün ve elem verir.</li><li>Büzürk Makamı: İnsana havf (korku) verir.</li><li>Isfehan Makamı: İnsana hareket becerisi ve güven duygusu verir.</li><li>Nevâ Makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.</li><li>Uşşâk Makamı: İnsan dihek (gülme) verir.</li><li>Zirgûle Makamı: İnsana nevm (uyku) verir. </li><li>Sâbâ Makamı: İnsana şecaat (cesaret, güç) verir.</li><li>Buselik Makamı: İnsana güç verir.</li><li>Hüseynî Makamı: İnsana sulh (sükûnet, rahatlık) verir.</li><li>Hicâz Makamı: İnsana tevazu (alçakgönüllülük) verir.</li></ol>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img loading="lazy" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/ibni-sina-tip-273x300.jpg" alt="" class="wp-image-727" width="209" height="230" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/ibni-sina-tip-273x300.jpg 273w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/ibni-sina-tip.jpg 720w" sizes="(max-width: 209px) 100vw, 209px" /></figure></div>



<ul><li>Türkistan’da, Buhara yakınında Afşena’da doğan büyük
İslam bilgini ve filozoflarından İbn-i Sînâ (980-1037), eserleriyle ve
düşünceleriyle beş yüzyıl boyunca, İslam ve Batı dünyasına hâkim olmuştur.
Hemen tüm bilimlerde, özellikle felsefe ve tıp alanında uzun süre aşılamaz
büyük bir otorite olmuştur. İbn-i Sînâ gerek çocuk gerekse yetişkin akıl
hastalarının meşguliyet, şok, telkin, müzik ve ilaçla tedavi edilebileceğini
savunmuştur. Ayrıca, bugünkü modern psikiyatrinin kurucusu olmuştur. </li></ul>



<ul><li>İbn-i Sînâ, küçük çocukların bedensel ve ruhsal bakımdan
daha sağlıklı bir şekilde büyümesi için, onların müzikle beden hareketlerine ve
müzikle uyumaya alıştırılmalarını önermektedir. Bu yöntemin ileride birincisinin
jimnastiğe, diğerinin ise müziğe alıştıracağını, jimnastiğin, çocuğun bedenine,
müziğin ise ruh sağlığına yararlı olacağını ısrarla savunmaktadır. </li></ul>



<ul><li>İbn-i Sînâ, müziğin tıpta oynadığı rolle ilgili şunları
söylemiştir: “… Tedavinin en etkili ve en iyi yollarından biri, hastanın aklî
ve ruhî güçlerini artırmak, hastalıkla daha iyi mücadele etmesi için cesaret
vermek, en iyi müziği dinletmek, ve onu sevdiği insanlarla bir araya
getirmektir…” </li></ul>



<ul><li>İbn-i Sînâ, Fârâbi’nin eserlerinden çok yararlandığından,
hatta müziği de ondan öğrenerek tıp mesleğinde uygulamaya koyduğundan söz
etmektedir. Arapça yazdığı, Kitabu’ş-Şifa adlı eserinde müziğe ilişkin
düşüncelerin en geniş şekilde açıklamıştır. </li></ul>



<ul><li>İbn-i Sînâ’ya göre, “Ahenkli bir düzen içerisinde,
belirli bir şekilde ayarlanmış olan sesler, insan ruhu üzerinde çok derin
etkiler yapar. İnsan, kendi ses tonundaki değişiklikleri kullanır. Mesela bazı
zamanlarda mırıltı halinde olan ses bir duraklamadan sonra yükselir; o ses
zayıflığı, güçsüzlüğü ifade eder ve merhamete başvurur. Aksine, bir ses aniden
yükselirse tehlikeli olur; kuvvet ve sertlik izlenimi verir.”</li></ul>



<ul><li>İbn-i Sînâ’ın ölümünden sonra, Gerhart von Cremona
tarafından Latinceye çevrilen “Al-Kanun Fi’t-Tıbb” eserinin birinci, üçüncü ve
dördüncü kitaplarında bulunan çocuk hastalıkları ve psikolojisi ile ilgili
bölümleri, bu alanda sadece Türk-İslam hekimliğini değil, 17.yy’a kadar Avrupa
hekimliğini de çok etkilemiştir. </li></ul>



<ul><li>Mevlâna Celâleddin-i Rumî (1207-1273) kuşkusuz, müziğin
insan ruhu üzerindeki etkilerini en iyi biçimde dile getiren ve bunun en güçlü
yorumunu yapan kişidir. &nbsp;</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="618" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/mevlana-1352331_640.jpg" alt="" class="wp-image-723" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/mevlana-1352331_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/mevlana-1352331_640-300x290.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>Mevlâna’nın sağlığında yapılan özel törenlerin sonradan
düzene konularak bir kurum niteliği kazanması, Mevlevî tarikatını oluşturmuştur.
Bunu düzenleyen, biçimlendiren ve semâ (dönüş) gösterisini özel bir törene
dönüştüren Mevlâna’ın oğlu Sultan Veled’tir. Semâ, lügatte işitme, duyma
anlamına gelir. Mevlevî ayinlerinde tarikat mensuplarının müzik nağmeleri
dinlemesine, dinlerken vecde gelip harekette bulunmasına, kendinden geçmesine,
oynayıp dönmesine denmiştir. Bu dönüşün kaynağı ise, Kur’an’da geçen “ne yana
dönerseniz Allah’a yönelirsiniz” anlamına gelen “feeynema tevellu fesemme
vechullah” sözleridir. “Mevlevi” sözcüğü de “tevellu” sözcüğünden türemiş olup,
dönen anlamındadır. </li></ul>



<ul><li>Safiyûddin Urmevî (1224-1294), çeşitli makamlarda
bestelenmiş olan eserlerin okunması sırasında insanlar üzerinde bıraktığı
psikolojik etkileri incelemiş ve nevâ, buselik, uşşâk gibi makamların, insan
ruhuna güç, cesaret ve ferahlık verdiğini belirtmiştir. Bu tür makamlarla bestelenmiş
olan mehter müziğinin de, askere manevi bir güç vermesi bundan kaynaklanır.</li></ul>



<ul><li>XV.yy’da yaşamış Azerbaycanlı Feytullah Şirvânî
(891-1486), Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet’e sunmuş olduğu “Mecelletun
fi’l-Mûsîka” adlı müzik nazariyatıyla ilgili eserinde, bazı makamların insanlar
üzerindeki etkilerinden söz eder: “Makamların bir kısmı, insanda kuvvet,
cesaret ve tam bir rahatlık tesiri yaratır ki, Uşşâk, Nevâ ve Bûselik böyledir.
Bundan dolayı bu üç makam, Türklerin, Habeşlerin, Zencilerin ve dağ
sakinlerinin yapılarına uygun düşmektedir. Şu’belerden olan Mâhûr ve
Nihâvend’in tesiri de bu makamlar gibidir.”</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="426" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bronze-statue-2515120_640.jpg" alt="" class="wp-image-729" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bronze-statue-2515120_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/bronze-statue-2515120_640-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>Kanuni Sultan Süleyman döneminde saray hekimliği yapan
Musa bin Hamun, diş hastalıklarının ve çocuk hastalıklarının tedavisinde
müzikten faydalandığını söylemiştir. Hatta o dönemde hükümdar çocuklarının
beşikteyken müzikle uyutulduğu, çocukların huylarını düzeltmek, sakinleştirmek
için müziğin kullanıldığı anlatılır. </li></ul>



<ul><li>Şu’ûrî, Ta’dilü’l-Emzice adlı eserinde, belirli makamların, günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Makamların, etkili oldukları zamanlara göre sınıflandırılışı da şu şekildedir:</li></ul>



<ol><li>Rast ve Rehavi Makamları: Seher zamanları etkilidir.</li><li>Hüseyni Makamı: Sabahleyin etkilidir.</li><li>Irak Makamı: Kuşlukta etkilidir.</li><li>Nihavent Makamı: Öğleyin etkilidir.</li><li>Hicaz Makamı: İki ezan arası etkilidir.</li><li>Buselik Makamı: İkindi zamanı etkilidir.</li><li>Uşşak Makamı: Gün batarken etkilidir.</li><li>Zengüle Makamı: Guruptan sonra etkilidir.</li><li>Rast Makamı: Gece yarısı etkilidir.</li><li>Zirefkend Makamı: Gece yarısından sonra etkilidir.</li></ol>



<ul><li>Şu’ûrî’ye göre, müziğin meclis adamlarına olan etkileri
de birbirinden farklılık gösterir: Ulema (alimler) meclisine rast makamı, ümera
(emirler) meclisine ısfahan makamı, dervişler meclisine hicâz makamı, sofiler
meclisine rehâvi makamı etkilidir.</li></ul>



<ul><li>Makam ve fasılların, çeşitli uluslar üzerinde değişik
etkileri olduğunu da kabul eden Türk hekimleri hüseyni makamını Araplara, ırak
makamını Acemlere, uşşak makamını Türklere, buselik makamını da Rumlara ve
Frenklere dinletirlerdi.</li></ul>



<ul><li>İnsanların renkleri, giyimleri ve hatta huyları ile
makamların yakından ilişkisi olduğunu kabul eden eski Türk hekimleri ve
müzisyenleri, ırak makamını esmerlere ve saldırgan hastalara; rast makamını ve
içinde rast makamının özelliklerini taşıyan makamları sarışınlara, ağır ve
sessiz huylu olanlara; kûçek makamını da soğuk ve sakin huylu, beyaz tenli
olanlara dinletirlerdi.</li></ul>



<ul><li>19.yy başlarında yaşayan saray hekimbaşısı Gevrekzâde Hafız Hasan Bin Ahmet’in (1727-1801) “Emrâz-ı Rûhâniyyeyi, Nagamât-ı Mûsikiyye ile Tedavi” adlı risalesinde, akıl hastalarının müzikle tedavilerine ilişkin geniş bilgiler yer almaktadır. Gevrekzâde bu eserinde, eski Türklerde, akıl hastalarının müzikle tedavilerine büyük önem verildiğinden ve uygulanan tedavi ile olumlu sonuçlar alındığından bahsetmektedir. Gevrekzâde, müzikle tedavinin özellikle durgun, yaşama küskün ve çevreye karşı ilgisiz hastalar üzerinde etkili olduğuna işarettir. </li></ul>



<ul><li>Hekimbaşı Gevrekzâde Hafız Hasan Efendi, “Neîcetü’l Fikriyye ve Tedbîr-i Velâdetü’l-Bikriyye” adlı eserinde, çocuk hastalıklarına ve bunların tedavisine değinmiş ve müzikle tedaviden söz etmiştir. Bu eserinde hangi makamın hangi çocuk hastalığına iyi geldiğinden söz etmektedir:</li></ul>



<ol><li>Rast Makamı: Havaleye ve felce iyi gelir.</li><li>Irak Makamı: Menenjit ve hafakan hastalığına yakalanan çocuklara iyi gelir.</li><li>Isfahan Makamı: Zihin açıklığı sağlar. Soğuk ve ateşli hastalıklardan korur.</li><li>Zirefgend Makamı: Felce, sırt ağrısına, mafsal ağrılarına iyi gelir.</li><li>Revahi Makamı: Baş ağrılarının tümüne, burun kanamasına, ağız çarpıklığına, felç ve balgamdan ileri gelen hastalıklarda etkilidir.</li><li>Büzürk Makamı: Kara sevda gidericidir.</li><li>Zirgüle Makamı: Kalp hastalıklarına, menenjit hastalığına iyi gelir.</li><li>Hicaz Makamı: İdrar zorluğuna çok iyi geldiği ve cinsel gücü arttırdığı bilinmektedir.</li><li>Buselik Makamı: İnsan bedenine etkisinin yanında, yorgun beyni dinlendirici etkisi de vardır.</li><li>Uşşak Makamı: Ayak ağrılarına iyi gelir.</li><li>Hüseyni Makamı: İnsanı ferahlatan bu makam, karaciğer, kalp, mide hararetine ve gizli hummaya iyi gelmektedir.</li><li>Nevâ Makamı: Gönül okşayan makam olup, insanın içindeki kötü düşünceleri yok edici etkisi büyüktür. </li></ol>



<ul><li>III. Selim’in hekimbaşılığına kadar yükselmiş olan Gevrekzâde Hafız Hasan Efendi’nin bir başka eseri olan “er-Risâletü’l-Mûsikiyye Mine’d-Devâi’r Rûhaniye” adlı eserinde de yine insan bedeninde oluşabilecek hastalıklarda hangi makamların iyi geldiğinden söz etmektedir.</li></ul>



<ul><li>Yakın zamanlarda 1964 yılı mayıs ayının ilk haftası,
Ankara’da açılan Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi’nde ilk defa müzik eşliğinde
gerçekleştirilmiş olan ameliyat iyi sonuç verdiği için, bu ameliyattan sonraki
ameliyatların da müzikle yapılması uygun görülmüştür.</li></ul>



<ul><li>Müzik eşliğinde ameliyat düşüncesini ortaya atan Op. Dr.
Erdoğan Yalav, hastalara bilinmeyen bir müziğin çalınması gerektiğini savunarak
bu konudaki görüşünü şu cümlelerle desteklemektedir: “Bilinen şarkıların
çalınması sakıncalıdır. Bilinen müzik, bilince seslenir ve doktoru
şaşırtabilir.” </li></ul>



<ul><li>Kolombiya Presbyterian Üniversitesi’nde yapay kalp
naklini gerçekleştiren operatör Doktor Mehmet Öz, hastalarını ameliyata
tasavvuf müziği dinleterek hazırlamaktadır. Öz bu konuda şu görüşü
savunmaktadır: “Bu müzik, insandaki stresi atıyor ve kendilerini ameliyata
hazır hissetmelerini daha kolay sağlıyor.”</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="426" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/violin-2921485_640-1.jpg" alt="" class="wp-image-733" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/violin-2921485_640-1.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/violin-2921485_640-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<ul><li>Günümüzde müzikle terapi uygulamalarında amaca göre çeşitli çalgılar kullanılmaktadır. Bu çalgılar vurmalı, telli ve nefesli çalgılar olup, kullanım amacına göre şöyledir:</li></ul>



<ol><li>Vurmalı çalgılar, ritim çalışmaları ve motor becerileri için kullanılır. Bunlar bongo, darbuka, zilli tef, bendir ve davul seti gibi çalgılardır.</li><li>Telli çalgılardan olan gitar, saz, mandolin gibi çalgılar sosyal aktiviteler, ses çalışmaları, taklit becerileri ve imajinasyon (hayal gücünün birbirinden farklı kombinasyonları) çalışmaları için kullanılmaktadır.</li><li>Tuşlu çalgılar olan org, piyano gibi çalgılar, ses eğitimi, akademik eğitim, motor becerileri ve imajinasyon çalışmaları için kullanılmaktadır.</li><li>Nefesli çalgılardan olan ney, flüt, mızıka gibi çalgılar, motor becerileri, ses çalışmaları, imajinasyon çalışmaları ve taklit becerileri için kullanılmaktadır. Nefesli ve tuşlu bir çalgı olan melodika da, özellikle grup terapilerinde birlikteliğin sağlanması açsından yararlı olacaktır.</li><li>Yaylı çalgılardan keman, motor becerileri ve taklit becerileri için kullanılmaktadır. </li><li>Orf çalgılarından olan ve tuşları metal alaşımlı metalafonlar akademik eğitim, motor becerileri, ses çalışmaları, imajinasyon çalışmaları ve taklit becerileri için kullanılmaktadır. </li><li>Zil, kastanyet, makaras gibi çalgılar ise, motor becerileri ve imajinasyon çalışmalarında yarar sağlamaktadır. Ksilofon çalgısı da motor becerileri, imajinasyon ve ses çalışmalarında yararlı olmaktadır.</li></ol>



<ul><li>Bazı psikiyatristler, müzik terapinin, müzikle ilgili bir
geçmişi olan hastalara her zaman uygulanmamasında hemfikirdir. Çünkü müzik
dinlemek veya çalmak, hastanın yaşamında istemediği anıları yeniden
hatırlatabilir.</li></ul>



<ul><li>Müziğin insan ruhu üzerinde kişinin olumsuz, kötü
duygularını değiştirici bir etkiye sahip olduğu açıktır. Müzikle insanın ruhsal
durumunun değiştirilebilmesi mümkündür. Fakat bu kalıcı bir etki sağlamaz. Yani
tedavi anlamında kalıcı bir etkiye sahip olduğundan söz etmek pek mümkün
değildir.</li></ul>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color"><strong>Kaynakça:</strong> </p>



<p>

Altınölçek,  H. (2016). <em>Müzikle Tedavi.</em> İstanbul: Kitabevi Yayınları.

</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com/2020/03/03/muzik-terapi/">MÜZİKLE TERAPİ</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com">Psikotopia</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikotopia.com/2020/03/03/muzik-terapi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
