<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bibliyoterapi &#8211; Psikotopia</title>
	<atom:link href="https://psikotopia.com/tag/bibliyoterapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psikotopia.com</link>
	<description>Bi Dünya Psikoloji</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2021 20:16:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6.14</generator>
	<item>
		<title>SİNEMA TERAPİ</title>
		<link>https://psikotopia.com/2020/03/13/sinema-terapi/</link>
					<comments>https://psikotopia.com/2020/03/13/sinema-terapi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[psikotopia]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2020 11:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Popüler Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bibliyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[popülerpsikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikdanışmalıkverehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikdanışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinematerapi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://psikotopia.com/?p=744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanat ve psikoloji daha önce edebiyat paydasında buluşmuştu. Ancak son yıllarda bu ikilinin sinema perdesinde de bir araya geldiğini görüyoruz. “Sinema terapi” adı verilen bu .... </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com/2020/03/13/sinema-terapi/">SİNEMA TERAPİ</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com">Psikotopia</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanat ve psikoloji daha önce edebiyat paydasında buluşmuştu. Ancak son yıllarda bu ikilinin sinema perdesinde de bir araya geldiğini görüyoruz. “Sinema terapi” adı verilen bu yeni yöntem, sinemanın insan üzerinde oluşturduğu korku, heyecan, öfke, sevinç, coşku ve aşk gibi duyguların işlenmesine, analizine ve olumlu modelleme temellerine dayanır. İlk defa 1995 yılında Psikoloji Profesörü Gary Solomon tarafından çıkarılan “The Motion Picture Prescription” adlı kitapla kullanılmaya başlanmıştır. Terapi seanslarında kullanımını ise ilk kez Amerikalı David Cambronne ve Jan Hasley çifti gerçekleştirmiştir. Ancak günümüzde sinema terapi, tek başına bir terapi yöntemi olarak kabul edilmiyor. Daha çok terapinin danışan üzerindeki etkisini artırıcı ek bir destek unsuru olarak görülüyor. Yani sinema ve terapinin yan yana gelmesi, onun bağımsız bir terapi yöntemi olduğu anlamına gelmiyor. Zaman zaman kendi seanslarında bu yöntemden faydalanan Psikiyatr Mustafa Ulusoy, sinema terapinin insanı, hayatı, kainatı açıklayan bir teorisi bulunmadığı için terapi ifadesinin kullanılmasını pek doğru bulmuyor. O daha çok varoluşçu, psikodinamik, destekleyici veya kognitif (bilişsel) psikoterapi yöntemleri içinde yardımcı unsur olarak kullanılabileceğini düşünüyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="428" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/camera-1149041_640.jpg" alt="" class="wp-image-758" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/camera-1149041_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/camera-1149041_640-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<p>Terapide sanattan faydalanmak ilk kez sinema ile başlamamıştır.
1930’lu yıllara dayanan ve günümüzde önemi artarak devam eden bibliyoterapi
yöntemi, kitapların insan üzerinde iyileştirici etki bıraktığını göstererek
sanatla psikolojiyi bir araya getiriyor. Bu teknikte sinema terapiye kıyasla danışan
kendini film karakteri ile değil, roman/hikaye kahramanıyla özdeşleştiriyor. “Ben
olsaydım….”la başlayan cümlelerin etkisiyle gelişen düşünce ve duygu
değişikliği, iyileşmeyi hızlandırıyor. Ancak alınan ilaçların etkisi ve
danışanda var olan dikkat dağınıklığı, terapide kitaplardan faydalanmayı
zorlaştırıyor. Danışanı fazla yormaması ve mesajı bireyin hayal gücüne
bırakmayıp uygulamasındaki kolaylık nedeniyle sinema terapi daha çok tercih
edilir olmuştur. Buna rağmen Mustafa Ulusoy, bibliyoterapiyi sinema terapiye
kıyasla daha çok kullanıyor. Sebebini ise şöyle açıklıyor: “Dikkat eksikliği
olan insanlar saatlerce televizyon seyredebilir. Ama yarım saat ders çalışamaz.
Çünkü sinema, film görüntüde akıp gittiği için çok pasif konumdayız. Kitap öyle
değil. Birebir içinde olmak zorundasınız, ciddi bir enerji sarfı gerekiyor.
İkisi arasında tercih yapılacaksa kesinlikle kitap derim. Ayrıca sinema
seyrederek hayatımla ilgili sorunları çözdüm lafını duymadım hiç. Ama kitaplar
okudum ve hayatım, kendimin hakikatine ait önemli bir mesafe kaydettim,
değiştim diyenleri gördüm.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="480" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/old-tv-1149416_640.jpg" alt="" class="wp-image-747" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/old-tv-1149416_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/old-tv-1149416_640-300x225.jpg 300w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/old-tv-1149416_640-600x450.jpg 600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<p>Terapide ister kitaptan, isterse sinema filminden
yararlanılsın, süreç ikisinde de aynı işliyor. Kısaca özetlemek gerekirse, kişi
öncelikle izlediği film karakteriyle arasında özdeşim kuruyor. Gerçek yaşamın
temsilini izlediği filmde kendi yaşamından izler görüp iç görü kazanıyor.
Sonrasında sorunlarının çözümünde kimi zaman film karakterinin yaptıklarını rol
model alırken, kimi zaman da karakterin düştüğü yanılgılardan uzak durmaya
çalışıyor. Yani Prof. Dr. Mustafa Bilici’nin ifadeleriyle kişi kendi yaşadığı
duygu, düşünce, açmaz ve acıları perdede gördüğü zaman “Bu sıkıntıyı yaşayan
sadece ben değilmişim.” Diyebiliyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="446" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/grain-3026099_640.jpg" alt="" class="wp-image-746" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/grain-3026099_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/grain-3026099_640-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<p>Sinema terapideki en hassas nokta hangi hastaya hangi filmi hangi sırayla izlettirileceği meselesidir. Burada belli bir kriter bulunmamaktadır. “Sinemada Psikolojik Bozukluklar ve Sinematerapi” adlı kitabındaki yazısında Başak Türküler Aka, film seçimi hakkında şunları söylüyor: “Terapist, her hastanın durumunu bireysel olarak değerlendirmeli ve ona göre bir seçim yapmalıdır. Film seçimi, vakit alıcı ve terapistin çok fazla film seyretmesi, yeni çıkan filmleri takip etmesini gerektiren bir süreçtir. Seçilen filmin hastaya seyrettirilmeden önce terapist tarafından seyredilmesi gerekmektedir.” 8-10 gün süren bu terapi yönteminde danışan önce herhangi bir sorgulamaya maruz kalmadan danışmanına kendi hikayesini anlatıyor. Bu konuşmalar, ister istemez bilinçdışı travma bölgelerine ve sorunlara doğru kayma gösteriyor. Kişi burada yaşadığı travmanın açığa çıkmasından korkarak kendini tutma eğilimi gösterebiliyor. İşte tam da burada sinema filmlerinin kullanıldığı “çökertme” süreci devreye giriyor. Maviengin, bu süreci bilinçli depresyona sokma aşaması olarak ifade ediyor. Çünkü ona göre danışan zaten depresyona girmediği için hasta oluyor. Filmler, danışanın bastırmakta zorlandığı duygularını tetiklediği için savunma mekanizmasını ve kalkanları çökertiyor. Bu sayede kişi, duygusal olarak toparlanmaya başlıyor. Ardından ise “toparlama” evresiyle hipnoz teknikleri uygulanıyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="423" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/photo-camera-219958_640.jpg" alt="" class="wp-image-751" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/photo-camera-219958_640.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/photo-camera-219958_640-300x198.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<p>Her filme herkes elbette ki aynı tepkiyi vermiyor. Mesela
ölümün işlendiği bir filmi izledikten sonra bazı hastaların espritüel
davranışlar sergilediği bazılarınınsa kitaplardan bahsedip ölüm korkusunu
kendisini ilime vererek aşmaya çabaladığı görülüyor. Ağır şizofreni vakalarında
sinematerapi yöntemi uygulanmıyor. Bunun dışındaki pek çok psikiyatrik hasta ve
psikolojik danışmanlığa ihtiyaç duyan kişilerde sinematerapinin etkisinden
faydalanılıyor. </p>



<p>Psikiyatr Mustafa Ulusoy’un hastalarına önerdiği
filmler arasında özellikle iki tanesini kendisi şöyle ifade ediyor:</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="453" height="639" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/17390972515_401c19c1a6_z.jpg" alt="" class="wp-image-749" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/17390972515_401c19c1a6_z.jpg 453w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/17390972515_401c19c1a6_z-213x300.jpg 213w" sizes="(max-width: 453px) 100vw, 453px" /></figure></div>



<p>“Venedik Taciri: Sıklıkla önerdiğim filmlerden bir
tanesidir. Al Pacino’nun oynadığı, Shakespeare’in aynı adlı oyunundan uyarlanan
bir film. Bu filmi aileden birisine, özellikle babalarına karşı yoğun öfke ve
nefret duyan hastalarıma öneririm. Önerme sebebim de bu filmde nefret ve
öfkenin, bu duyguyu besleyen kişiye ne kadar zarar verebileceğini göstermek.
Zehirli bal gibi nefret ve öfke, kişiye önce bir tat ve haz verir, ama en çok
da nefret duyan kişiyi zedeler ve bu işten en zararlı o kişi çıkar. Film bunun
çok muhteşem bir örneğidir.</p>



<p>Dönüş: Rus filmlerinden Dönüş, baba-çocuk ilişkisi
açısından son derece öğretici sahneler içeriyor. Çok sert, çocuklarıyla diyalog
kurmakta zorlanan babaların seyretmesini istediğim ve yararlanma ihtimalleri
olan bir film. İçinde o kadar güzel sahneler var ki çok benzerlerini bu tür
babaların yaşadığını görme fırsatı verebilecek nitelikte.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="640" height="382" src="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/demonstration-767982_640-1.jpg" alt="" class="wp-image-752" srcset="https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/demonstration-767982_640-1.jpg 640w, https://psikotopia.com/wp-content/uploads/2020/03/demonstration-767982_640-1-300x179.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></div>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color"><strong>Bunlar haricinde hangi film hangi hastalığa öneriliyor?</strong></p>



<p>A Woman Under the Influence (1974): Bipolar bozukluk</p>



<p>Full Metal Jacket (1987): Cinayet ve intihar</p>



<p>Girl, Interrupted (1999): İntihara teşebbüs</p>



<p>Good Morning, Vietnam (1987): Hipomanik epizod</p>



<p>Harold and Maude (1972): Çoklu teşebbüs</p>



<p>It&#8217;s a Wonderful Life (1946): Stres ve teşebbüs</p>



<p>Last Tango in Paris (1972): Depresyon</p>



<p>Mommie Dearest (1981): Bipolar bozukluk</p>



<p>Mosquito Coast (1986): Bipolar bozukluk</p>



<p>Mr. Jones (1993): Bipolar bozukluk</p>



<p>My First Wife (1984): Depresyon, terk edilme</p>



<p>Night, Mother (1986): Umutsuzluk, öldürmeye niyet</p>



<p>Ordinary People (1980): Suçluluk duygusu</p>



<p>Patch Adam (1998): İntihar düşünceleri</p>



<p>Summer Wishes, Winter Dreams (1973): Depresyon</p>



<p>The Last Emperor (1987): İntihara teşebbüs</p>



<p>The Last Picture Show (1971): Depresif duygulanım</p>



<p>The Tenant (1976): Bulaşıcılık</p>



<p>The Wrong Man (1956): Uyum bozukluğu, depresyon</p>



<p>The Virgin Suicides (1999): Kontrolcü ve baskıcı
anne</p>



<p>Bu öneriler, ODTÜ Psikoloji bölümünden Prof. Dr. Faruk Gençöz’ün 2008 yılında yayınlanan bir makalesinden alınmıştır. &nbsp;&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com/2020/03/13/sinema-terapi/">SİNEMA TERAPİ</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://psikotopia.com">Psikotopia</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikotopia.com/2020/03/13/sinema-terapi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
